Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, PKK'ye ilişkin çeşitli adlar altında tartışılan raporlara dikkat çekerek 'Sorunu basite alan ve halkımıza hakaret
anlamına gelen tasfiye raporlarıyla sonuç almak isteyenler vahim bir biçimde yanılacaklardır' dedi. KCK, Kürt hükümetinden de Hewler'de kurulan komuta merkezinin ne anlama geldiğini kamuoyuna açıklamasını istedi.
KCK Yürütme Konseyi yaptığı açıklamada, Türkiye'de son günlerde yaşanan gelişmeleri, seçim süreci ve PKK'ye ilişkin tartışılan raporları değerlendirdi.
KCK, 'Kürdistan'ın en büyük parçası olan Kuzey Kürdistan’ da, hareketimizin önderliğinde gelişen Kürdistan özgürlük mücadelesi 35 yıllık çetin bir mücadele ile tarihinin en önemli bir aşamasına gelip dayanmıştır. Başta Türk devleti olmak üzere Kürdistan’ı egemenliğinde tutan devletlerin yürüttükleri inkar ve imha politikası en zor dönemini yaşamaktadır. Özellikle uluslar arası güçlerin ve bölgesel güçlerin desteğini arkasına alan Türk devletinin hareketimize karşı yürüttüğü tüm saldırılar boşa çıkarılmış, Kürt sorunun demokratik çözümü en kapsamlı bir biçimde gündeme taşınmıştır. Bunun karşısında ciddi bir biçimde zorlanan Türk devleti, İlker başbuğ ve Erdoğan önderliğinde Kürdistan özgürlük hareketini tasfiye etmek için yeni bir süreci başlatmıştır. Bu yeni sürecin en temel özelliği sahte bir biçimde bazı kültürel açılımları yapmak, bu temelde kendi Kürdünü yaratarak Kürtler arası parçalanma, bölünme ve çatıştırma yöntemiyle sonuç almaktır. Bu amaç için güney Kürdistan’la var olan kırmızı çizgiler kaldırılmış, Kuzeyde ise, TRT 6 açılmıştır. Göreceli olarak bunlar olumlu şeyler olarak gözükse de, özünde imha politikasını hayata geçirmek için tertiplenen senaryolardır' diye belirtti.
Kürtler tarihten ders çıkarmalı
Kürtlerin tarihte kaybetme nedenlerinin başından ulusal bütünlükten yoksunluğun geldiğine işaret eden KCK şöyle dedi: “Kürdistan tarihinde Kürt halkının kaybetme nedenlerinin başında ulusal bir stratejiden yoksunluk ve ulusal bütünlük yerine, bölge ve parça çıkarlar temelinde siyaset yürütülmesi gelmektedir. Bölgenin yeniden oluşturulmaya çalışıldığı bir dönemde Kürtlerin tarihten ders çıkararak, ulusal birlik stratejisi geliştirme ve bir diğer parçanın zararına olan siyaset yürütmeme görev ve sorumluluğu bulunmaktadır. İçerisinde bulunduğumuz dönemde Kürt halkının kazanması için bu tarihsel bir gereklilik ve zorunluluktur.
Türk devleti bölge üzerinde çıkarları olan uluslar arası güçleri de arkasına alarak 2007’den bu yana bir kez daha Kürdistan özgürlük hareketini tasfiye etmek için Güney Kürdistanlı siyasi güçler üzerinde kapsamlı bir plan yürütmektedir. Özellikle şubat 2008’deki görkemli Zap direnişi karşısında kırılmaya uğrayan Türk ordusu Kürtler arası bölünme yaratmadan sonuç alamayacağını görerek stratejisinin merkezine bu planı hayata geçirmeyi koymuştur. Amacı bir kez daha Kuzey-Güney Kürdistan’ın arasını açmak ve düşmanlık yaratarak Güney Kürdistan’ı hareketimizi boğmada bir siyasi ve askeri manevra alanı haline getirmektir.'
Kürt Hükümeti açıklama yapmalı
Kürdistan Bölgesi ve Türkiye arasındaki artan ilişkilere de dikkat çeken KCK, 'Hewler'de Fethullahçıların öncülük ettiği Abant toplantısından sonra, ABD, Türkiye, Irak hükümeti ve Kürt Federal hükümeti arasında ortak bir komutanlığın oluşturulması ve bu komutanlığın bir merkezinin de Hewlere taşınması çok düşündürücü ve üzerinde durulması gereken yeni bir durumdur. Bu Türk devletinin geliştirdiği stratejinin adım adım hayata geçmekte olduğunun önemli bir işareti durumundadır. Giderek daha fazla yoğunlaşan Türk devletinin özel temsilcisi ve Güneyli güçler arasında süren ancak kamuoyuna fazla yansıtılmayan görüşmelerin içeriği Kürt ulusal birliğine zarar verecek ve tehlikeli bir düzeye çıkaracağı endişesini Kürt kamuoyunda beslemektedir. Kürt federe hükümetinin kendi başkentinde kurdurduğu bu ortak komutanlığın ne anlama geldiğini kamuoyuna açıklaması ve izah etmesi gerekmektedir' ifadelerini kullandı.
Türk'ün konuşması gerçekleri açığa vurdu
KCK’nin açıklamasında devamlar şunlar belirtildi: 'DTP genel Başkanı Ahmet Türk’ün DTP Grup toplantısında uluslar arası anadil günü vesilesiyle yaptığı Kürtçe konuşma, AKP ve Tayyip Erdoğan’dan sonra Türk genelkurmayının da saldırılarına hedef olmuştur. Anlaşılıyor ki bu konuşma bazı planlarını bozmuş ve gerçekliklerini açığa vuran bir rol oynamıştır. Özellikle Tayyip Erdoğan’ın, A. Türk’ü en şiddetli bir biçimde suçlamasının yanı sıra Kürtçe eğitime izin vermeyeceklerini ve bunun mümkün olmadığını, dünyanın hiçbir yerinde de bunun bir benzerinin olmadığı yönlü açıklaması, AKP ve ordunun Kürtlere yönelik politikasının özünün inkar ve aldatmaya yönelik olduğunu daha net bir biçimde ortaya koymuştur. Kürdistan halkının özgürlük iradesine saygılı davranacağına, gerçekleri çarpıtarak hareketimize dil uzatmakta ve Kürt halkını bölüp-parçalama, özgür iradeli Kürdü tasfiye etme, işbirlikçi bir Kürt tipi yaratmak için her türlü çabayı sergilemektedir.
Türk devletinin inkar ve imha siyaseti ve halkımız üzerindeki baskıcı uygulamaları Önder Apo’nun esareti halkımız tarafından kabul görmemektedir. Bu nedenle devlet kendisini AKP eliyle yeniden oluşturmak istemektedir. Bu yüzden AKP kapatılmayıp, kendisine bu rol verilmiştir. Yine yerel yönetim seçimlerine tüm devlet olanaklarıyla yüklenmelerinin nedeni de budur. Bu siyaset AKP eliyle yeni Kürt katliamını gerçekleştirme siyasetidir.
Halkımız, dört parçada ve yurtdışında gerek uluslar arası komplocu güçlerin ve gerekse de AKP ve ordunun bu oyun ve hesaplarını bozmak için kendi ulusal birliği konusunda daha hassas olma, bilinç, örgütlülük ve ulusal-demokratik birliklerini geliştirme göreviyle karşı karşıya bulunmaktadır. Aynı biçimde tüm Kürdistanlı siyasi güçlerin sorumlu davranarak düşman güçlerin bütün entrikalarına karşı demokratik ulusal birlik stratejisinde daha da kararlı bir duruş geliştirerek halkımızın özgürlük davasını başarıya ulaştırmada üzerine düşen görevleri yerine getirmeye çağırıyoruz.
Tasfiye raporlarıyla sonuç almak isteyenler yanılacaklardır
Biz hareket olarak ulusal demokratik birlik tutumunda daha da kararlı davranacağımız gibi Kürt sorununun demokratik barışçıl yöntemlerle çözülebilmesi için gerekli tüm çabaları geliştireceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Ancak sorunu basite alan ve halkımıza hakaret anlamına gelen tasfiye raporlarıyla sonuç almak isteyenler vahim bir biçimde yanılacaklardır. Öncelikle bu tür hayal ürünü senaryolara bel bağlayanlar bilmeli ki özgürlüğü için her türlü fedakarlığı göze alan halkımız ve yenilmezliğini kanıtlayan fedai gerilla ordumuz vardır. Şeker-kamçı politikasını uygulama ve Kürt halkının iradesini kırmaya dönük askeri senaryolara ve devlet terörüne karşı şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da halkımızın çıkarlarını, onur ve haysiyetini yüksek bir düzeyde savunmak için yeterli hazırlığa ve kararlılığa sahip olduğumuz vurgulamak istiyoruz.'
ANF |